21 Ocak 2011 Cuma

KARAKTER TACİRİ - ŞEBNEM ŞENYENER

Şebnem Yener- Karakter Taciri romanı eleştiri yazısıdır.

FAİLİ MALUM BİR CİNAYETİN ANATOMİSİ
Polisiye roman deyince ilk aklımıza gelen, gizemli ev sahipleri, şehvetli aşıklar, entrikacı kuzenler v.s. otuz iki kısım tekmili birden Agatha Christie efsanesi hala capcanlı satırlarla hafızalarımızdaki yerini korurken "Katil Uşak" klişesine hiç yakalanmadan tüm ezberlerimizi unutturarak bizi şaşırtan tersine bir cinayetin anatomisiyle bir modern zaman polisiyesi okumak isteyenlere, Şebnem Şenyener komplike bir New York aksiyonunda yeniden merhaba diyor. Uzun zamandır Amerika'da yaşayan yazarın dördüncü romanı "Karakter Taciri"nde daha önce Dansözün Ölümü ve Bir Türk Casusunun Anıları' ndan aşina olduğumuz, gerçek bir olgu ya da nesneden yola çıkarak kurgulanmış fantastik bir metinle karşılıyoruz. Günümüzün karmaşık, çözülmüş metropol insanlarına güvenlik fobisi yükleyen bir şehrin yüzünü bize tanıtırken anlatıcı olarak okuyucularının yakından tanıdığı dedektif Simontaut karakterinin  gözünden izliyoruz tüm olup biteni.

Birbiriyle ilgisiz gibi görünen birkaç polisiye olayı çözmekle görevlendirilen, biri edebiyat meraklısı dedektif Poe ve kelebek koleksiyoncusu dedektif Joe'nun heyecan dozu yüksek bir maceranın başında olduklarının henüz farkında değilken, altmış üç cinayetin faili seri katil Mat'ın çekinmeden ilan ettiği bir sonraki cinayetinin kurbanı enteresandır ki Poe'nun çocukluk arkadaşı, satranç şampiyonu Rafael Şahzabel olacaktır. İki kafadar dedektif, bir yandan da amirleri ile yaşadıkları sorunlarla uğraşmaktadırlar. Tüm bu olan bitenin içinde şampiyon satranç ustası Raffael 'in ilk kez gelişmiş bir bilgisayar olan "Garip" ile karşılaşma yapacağı duyurulur. Bu makineyi tasarlayan şirketin ise ilham aldığı satranç otomatı ,onsekizinci yüzyılda yapılmış efsane makine "Türk" de o sırada aynı yerde sergilenecektir. Katili kontrol altına almaya çalışan dedektifler aynı zamanda, Raffael ve sevgilisi Caissa'nın , tehditler karşısındaki soğukkanlılığına şaşıradursunlar, şampiyonun teknoloji harikası "Garip"e ikinci karşılaşmada yenilmesiyle olaylar bambaşka bir boyuta taşınır. Tam da bu noktada Newyork'da teknoloji karşıtı bir grup olan "Tudd" yanlıları, geri planda bunu yer yer eyleme dönüştürüp polisin başına bela olan topluluk olarak bir kenara yazarsanız, bu romanın sorunsalının ortaya koyduğu karşıtlıkları yan hikayelerle nasıl mükemmel bir biçimde desteklediğini ve bu noktada durup düşünmemiz gerekeni gözlerimizin önüne açıkça serdiğini fark ederiz. Gelişmiş bir bilgisayar olan "Garip" e yenilen Raffael Şahzabel, o günden sonra hızlı bir değişime   uğrayarak, zeki, metanetli, gururlu bir kahramandan zavallı, zayıf ve eylemsiz bir anti-kahramana dönüşerek hızla  her şeye yabancılaşır.

Romanın genel kurgusuna baktığımızda gerek karakterlerin isimleri, çelişkili ifadeleri hatta ani ve trajik kaçışları ile yansıttıkları anlamsızlıklar, absürd metinlerde sıkça rastladığımız öğeler. Bir yanıyla da modern çağ insanının makineleşme ve endüstrileşme ile birlikte geçen yüzyılın ikinci yarısından bu yana sistemli bir şekilde yalnızlaştırılmasının bilinçaltında yarattığı çözülmeleri, Raffael karakterinin üzerinden rahatlıkla gözlemleyebiliriz. "Garip" adlı bilgisayarın karşılaşmayı garip bir biçimde galip olarak  bitirmesi hiç kuşkusuz kafalarda soru işaretleri yaratsa da hem onun hem prototipi kabul edilen "Türk" adlı satranç otomatının sakladığı sırları burada ifşa edip de siz okuyucuları şimdiden hayal kırıklığına uğratmak niyetinde değilim elbette. Ancak "Garip" ve "Türk"ün ,yapay zekanın kutsanması adına kilisede vaftiz edilmesi gerçekten kurgusal da olsa uç bir düşünce olsa gerek. Yazarın, insan zekasının yüceltilmesi konusunda "Tudd" yandaşları  ile işbirliği yaptığı sonucu çıkarılabilir mi? Bunu göreceğiz. Raffael'in yaşadıkları,  yeni dünya düzeninde makineleşmenin birey ve toplum üzerindeki yoğun baskısının  bir mikro örneği midir? Onun, insan zekasının onurunu korumak adına bu karşılaşmadan mağlup ayrılmasıyla beraber ruhunda yaşadığı depremler olayları hiç beklenmeyen bir noktaya sürüklerken, içinde bir yerlerde kendini sakladığı hücreden yine kendi çabasıyla çıkıp küllerinden  yeniden doğması, insanın kendini yenileme, yeniden var etme gücüne de bir güzelleme olan "Karakter Taciri" nin ortak izleğidir.

2008 Aralık ayında yayınlanan Milliyet Kitap eki için hazırladığım eleştiri yazısıdır.
Link: 
Kahraman santranççı makineye karşı

0 yorum:

Yorum Gönder

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More