SİYASİ TARİHİN DİKENLİ YOLLARI
Tarihçi Halil Berktay' ın 1978' den bugüne toplumsal travmalarımızın altyapısını oluşturan ana başlıkları ele alan "Yaşadığımız Şu Korkunç 30 Yıl" adlı kitabı siyasi durumumuzun tespitleri açısından gerekli ve özenli bir çalışma.
Siyasi tarihimizin modernleşme çabalarıyla beraber sosyal tabanın birey olabilme sancıları birbiriyle paralel olarak ilerler. Bu durum beraberinde politize toplum olma aşamasının başlangıcı olarak da değerlendirilebilir.
Avrupalı toplulukların siyasal bilinçlenme ve sorgulama süreci de daha kolay olmamıştır. Siyaset- din- ekonomi üçgeninde kendini arayan birey, türlü evrelerden zorlukla geçtikten ve toplum olma algısını geliştirdikten sonra komşu coğrafyalarla mevcut durumunu da gözden geçirip politik çizgisini belli kriterler üzerinden oluşturmuştur.
Bugünden bir otuz yıl geriye baktığımızda içinde bir askeri darbe' yi de sığdıran, bu anlamda yara almış demokrasisi ile zaman zaman yalpalayıp sonra toparlanmaya çalışan siyasetimizin önemli kilometre taşlarını yeniden gözden geçirebileceğiz.
Çoğu kez sekiz sütuna manşet gazete başlıklarında ya da modern dünyanın acil felaket tellalı Flash Haber bültenleriyle beraber anımsadığımız şok edici haberlerin içeriğinde birbiriyle olan bağlantılarının yanı sıra günümüz siyasetine olan yansımalarına da şöyle bir uzaktan bakma fırsatımız olacak. Jenerasyonlar arası algı farklılıklarının toplum bilinci üzerinde yarattığı politik duruş meselesi, dünya üzerindeki değişim ve gelişimlere duyarlılık düzeyimizi de belirliyor. Her gelen nesil bir diğerinden devraldığı yüklü mirasın ne kadarına sahip çıkıyor? İktidar olma egosu sosyal sorumlulukların önüne nasıl geçiyor? Tarih neden hep Türkler için tekerrür ediyor? Düşünmek gerek.
Yakın politik tarihimizin çok partili sisteme geçiş aşamasından sonra belirgin siyasi çizgilerini koruyan istikrarlı siyasi partilerin dışında mevcut düzende ki aksama dönemlerinde politikanın oynak zeminine ayak uyduramayıp tarih sahnesinden silinenler de yok değil! Bunun yanında siyasi varlığını ne olursa olsun sürdürebilmek adına tavizler verip ne tarafta yer aldığı bir türlü anlaşılamayan oluşumlara da rastlamak mümkün. Bu da birey-seçmen davranışları açısından belirsizlik yaratan, toplumda a-politik bir taban yaratma tehlikesini de beraberinde getiriyor.
Türk siyasi tarihinin çıkışsızlık diye niteleyebileceğimiz karamsar dönemlerinde toplum olarak ortak bir bilinçle hareket edebilme kabiliyetinin, demokrasiye olan inancın otomatik olarak devreye girebildiğini de görmek moralleri biraz olsun düzeltebilir belki ama yine de tekrarlanan, sonu cek-li cak-lı vaatlerle süslü siyasi söylemlerin ardını da takip edebilme sorumluluğunun gelişmesi için önlemler alınmalı. Toplum olarak davranış kalıplarımızın artık ezberden sorgulama aşamasına geçmiş olabilmesi siyasi tıkanmaların önünü de açabilir.
Halil Berktay' ın söz konusu çalışmasında ayrıca farklı siyasi zeminlerde gelmiş geçmiş iktidarların,siyasi oluşumların panoramasını incelerken onların benzer hatalarını,kırmızı çizgilerini ve bu paralelde takılıp durdukları noktaları da izleyebiliyoruz. Ulus devlet yapısının mevcut toplum ve siyasi erk üzerinde öğretilmiş kalıpların dışına çıkamama sorunsalının ana nedenleri hakkında fikir edinebiliyoruz. 70'lerin Türkiye'sinden bugüne ekonomik problemlerin siyasi kararlar ve egemen olan üzerindeki baskısının da günlük politikalar üzerinde ne denli belirleyici olabildiğini de görebiliriz. Tüm bu olayları gün be gün yaşarken farkına varamadığımız kaçırdığımız detayların günümüz siyasetini belirleyen kriterler olduğunu okudukça anlıyoruz. Ülke siyasetinin sadece içeriden değil artık küreselleşme diye tabir edilen sosyal ve ekonomik açılımlarla zincirleme reaksiyonlarının Türkiye' yi bir demokrasi sınavı ile sınamak istediğini de çıkarabilirsiniz bu satırlardan.
Tekrarlayıp durduğumuz siyasi klişelerin cümle içindeki yerlerini değiştirerek politik revizyon yapılabileceğini sanmanın, üretmeden ilerlenebileceğini düşünerek her krizde dış düşmanlar paranoyasını ortalığa yayıp başları kuma gömerek siyaset yapma döneminin geçtiği günlerdeyiz. İstenilen düzeyde olmasa da bilinç düzeyi giderek yükselen bir toplum için yeni fikirler sunamayan politikalarla "Korkunç" kaç otuz yıl daha geçirebilirsiniz? Bir düşünün derim.
2009 Şubat ayında yayınlanan Radikal Kitap eki için hazırladığım eleştiri yazısıdır.
Link: Siyasi tarihin dikenli yolları



0 yorum:
Yorum Gönder