6 Şubat 2011 Pazar

SAINT MICHEL'İN DEVELERİ – OSMAN NECMİ GURMEN

Saint Michel in Develeri - Osman Necmi Gurmen kitap eleştirisiHAYAL NEREDE GERCEK ORADA !
 
Ne zaman öykülerle dolu bir kitapla tanışsam o bildik önyargılarımı asmak için savaşırım. Bin bir türlü soru ile zihnimi daha okumadan yormayı başarır. Bu kadar hikaye ile nereye varabiliriz ? O lise yıllarından kalma meşhur “Giriş-Gelişme-Sonuç” kitabın neresinde? Gibi ucu bucağı belirsiz bir deryada gel-gitlerimle uğraşırım. Oysa hep aynı noktada direncim kırılır bir solukta okuyup bitirir “İyi ki şans vermişim” derim. Bu kez de daha farklı olmadı. Daha ilk aşamada adıyla beni kendine çeken bu muzip eser, yazarlık serüvenini başlangıçta hızla yaşarken yirmi yılı aşkın bir ara verdikten sonra “Rana”, ”Mühtedi” ve “Ah Vre Sevda” ile edebiyat dünyasına geri dönen Osman Necmi Gurmen’ in kaleminin marifetiydi. Sıra dışı öyküleri, tuhaf tiplerinin yansıra nitelikli mekan tasvirleriyle dolu dolu bir serüven kitabı “Saint Michel’ in Develeri”.
 
1927 Siverek doğumlu yazar, öğrencilik yıllarında yasadığı Paris’in görsel atmosferinin de etkisiyle oluşan yarı kurgu yarı gerçek anlatılarında zaman zaman anılarıyla da hesaplaşıyor. Dünyanın en romantik şehirlerinden biri olan Paris’e ne turist ne göçmen ne de yerli olduğuna karar veremediğimiz farklı perspektiflerde bakmayı da başaran on iki farklı hikaye anlatıyor.
 
Genel olarak eserlerinde çok kültürlülüğün izlerini taşıyan temalar ,bu kısa anlatılarda masalsı ögelerle renklendirilip fantastik bir noktaya ulaşıyor.
 
“Çingene Güzeli”’ nde Ayasofya’da sıradan bir günün içinde gelişen kısacık bir diyalogla başlayan bir iç sorgulamayı yansıtırken, diğer on hikayede Paris banliyölerinde yaşayan sıradan insanların gerçeküstü olaylarla bezenmiş hayatlarına dokunuyor. Yarattığı karakterler gerçek ,hikayeleri gerçeküstü olunca nasıl sonuçlanacağını tahmin edemediğiniz yer yer komik bir serüvenin içinde buluyorsunuz kendinizi. “Dara Düşen Katlanır” da vatanından uzakta ayakta durma mücadelesi veren bir gencin ,biraz uçuk biraz kibirli bir madamla yaşadığı tuhaf enstantaneleri yakalamak mümkün. ”Ferman Dinlemez Gönül “de ise sevgiye aç bir kadının yanlış secimi yüzünden düştüğü trajik durumu,”Saint Michele in Develeri’”n de ise gerçek yurt özleminin yol açtığı abartılı hayallere tanık oluyoruz. Buna karşılık “Reaksiyoner “ de fikir çatışmalarının en basit hallerinden yola çıkıp masa başı entellerinin sabit fikirli düşün hayatına dalıyoruz.…
 
“Hayat Mahallesi “ise Paris’in arka sokaklarında önceleri gizlenen ama zamanla şehrin dinamiklerini güçlü etnik kimliğiyle sarsan göçmenlerin yaşamlarına değinen yazar romana ismini veren zıt çağrışımlı bir kaç kelimenin hissettirdiklerini de göz ardı etmeden derdini anlatıyor. Şehir de kendisi de bir yabancı olarak diğer yabancıların Doğu'ya daha yakın yaşam biçimlerini irdelerken kültürel olarak da bambaşka değerlere sahip bu ayrıksı insanlara övgüsünü de yergisini de eksik etmiyor. Paris gibi etnik mozaik olarak olağandışı bir renkliliğe sahip olmayan bir şehirde sıradan yaşamlardan absürt hikayeler yaratıp oryantalist esintileri de dahil ederek yarattığı bu yanılgı hem yazarın doğduğu toprakların zengin belleğine hem de maceraperestliğine bağlanabilir.
 
Yazarın daha çok okuyucunun hayal dünyasına ulaşmak istediğini düşünüyorsanız, yarattığı karakterler ve aksiyonlarıyla kimi yerde komik ögeler de içeren bu öykülerin ne hayal ne gerçek kurgusuna şiirsel, masalsı bir dilin de eşlik ettiğini fark edeceksiniz. Yazar böylelikle anlatıyı bir metaforlar dünyasına sürükleyerek sürrealist tasvirler hatta tipler ile zenginleştirdiği içeriğinin yasadığımız gerçekliğin çok dışına çıktığımızı düşündüğümüz bir anda araya girerek bizi metine yabancılaştıran bir anlatıcıya dönüşüyor. Karakterleri doğal alanından hiç uzaklaştırmadan ,hikayenin diline yer yer kattığı argo üslupla gerçek kişilikler olarak ayakta kalmalarını sağlayan yazar, dinsel ögelere yaptığı göndermeler ile de bu fantastik öykülerin olmazsa olmaz ayağını da başarıyla tamamlıyor.
 
Öykülerin her biri farklı bir tat bırakıp yeni okuyucularını bekleyedursun,bu düşsel satırların arasından bizi yakalayıp yasadığımız dünyanın hem yanı başında hem fersah fersah uzağında bilinmeyenleri görmeye zorluyor “Saint Michel’ in Develeri”. Yazarın ressamlaştığı, olağanı sıra dışına çıkardığı bembeyaz bir tual üzerinde, cesaretle rengarenk boyadığı mekanlar,insanlar capcanlı karşımızda duruyor. Kelimelerin eşsiz gücünü keşfeden nice okur gibi siz de olağan gerçekliğin pesinden gitmekten bir an olsun vazgeçip kendinizi şiirle, masalla, gizemle dolu bu hikayelerin yaşandığı Paris sokaklarına bırakın. İşte şimdi tam sorgulama zamanı. Hayati, öyküleri, düşleri ve her birimizin hep aynı kör noktadan baktığı gerçekliğimizi … Zihnimizde ki yaratıcı ruhun unutulmaya yüz tutmuş gücünü … Serüvenci çocukluğumuzu geri çağırmanın, simdi tam zamanıdır.

2009 Nisan ayında yayınlanan Radikal Kitap eki için hazırladığım eleştiri yazısıdır.
Link: 
Hayal nerede gerçek orada!

0 yorum:

Yorum Gönder

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More