17 Şubat 2011 Perşembe

CİHANGİR’DE BEKLE BENİ !

Canım İstanbul’umuzun geçen yıllarla birlikte mutenalığından hiçbir şey kaybetmemiş semtlerini tenzih ederek başlamak istiyorum yeni yazıma…

Sokakta manasız ve boş çocukça koşuşturmalar yaptığımız yılları ansam bir türlü anmasam içim sızlar…Nostalji yaparak geçen yaşlarımı da hatırlayarak hüzünlenme modunda hiç değilim! Ama ne çok şeyin değiştiğini de söylemeden geçemeyeceğim yine. Anlayacağınız iflah olmaz bir mazi severle karşı karşıyasınız. Ancak, zamane lugatine de büsbütün uzak kalacak kadar ihtiyarlamadığımı da belirtmeden geçmeyeyim, Olur a ! bir gün karşılaşıp tanışırsak “bizi fena keklemişsin” diyeceklere de uygun ortam yaratmayalım :)

Neyse Efenim, mevzumuz bu değil… şartlar gereği kendi adıma son birkaç yılın TV izleme rekorunu da kırmak üzereyim üzerime afiyet! Malum ev rutini. Zira onun yeri ayrı. Sabah 08.00 açılış ve Bayrak töreni (pardon o 80’lerdeydi değil mi!) sonrası su gibi…24 gibi kapanışı yapıyor ve yatakta beynim sulanmış bir vaziyette her şeyi çorbaya çeviriyor ,rüyalarımı kabusa dönüştürüyorum…

Kabuslarımda Ali Kaptan ve Caroline beni evimden attırıp çocuğumu da nüfuslarına geçiriyor, Mete ye müzik öğretmeni olmam için tehdit ediyorlar… Kabul etmezsem tam yüz kez “Helvacı helva” yı dinleteceklerini söyleyip sandalla denize açılıyorlar… Oh! Kurtuldum derken, çilemin daha dolmadığı fısıldanıyor gaipten. Birden irkiliyorum, karşımda Hürrem! Tanrım o ne diksiyon! “Sülüman nerede ? diye bana soruyo. Nereden bileceksem? Mahidevran Kaşıkçı Elmasını mı ne çalmış, döne dolana onu arıyo…

Sabah olup ,gerçek boyutuma dönünce kahvaltı sonrası gazetelere dalıyor ve ülkemin gerçek gündemine odaklanıyorum. Ama ne gündem! Kameralar flaşlar yine oyuncuların peşinde… 90ların gözde mekanları gece kulüpleri diskolar, Ortaköy den, deniz kenarından şehrin içine kaymış, cümle alem hep burada. Sanırsın, bit pazarına nur yağmış…10 yıl öncesinin kenar mahalleleri değerlenmiş, bohemyaya kucak açmış :) … Beyaz camın aktörleri aktristlerini yakından görmek isteyenlerin yolu artık buradan geçiyor. Paparazzilerimiz! 7-24 nöbette, bakkala çakkala eşofmanla giden ünlüleri makyajsız yakalama derdinde :) Bu yüzdendir ki gazete sayfaları eli poşetli şanlı şöhretli yıldız kaynamakta!

Yazarı, senaristi, yönetmeni, oyuncusu… Her kaldırımda bir masa, her masa da bir ünlü! Ya da kendini ünlenmiş sanıp sağa sola klark çeken jön kardeşlerimiz ! Nasıl bir ego fırtınası var ortamda anlatamam…Sanırım bu şan şöhret yüklemesi emlakçıları harekete geçirmiş olacak ki birkaç yıl önce dönüp yüzüne bakmadığınız binalar tek tek elden geçirilmiş, allanıp pullanıp camianın beğenisine sunulmuş. Öyle hafife almayın, kapanın elinde kalıyor bu aralar. İstanbul’un yeni eğlence-sanat merkezi artık buralar…
Ama nereye kadar ?

0 yorum:

Yorum Gönder

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More